10 Nov
Biri bir gün kapımı çalsa ve bana dese ki “Hanımefendi, hastanemizde bir yanlışlık oldu. Sizin bugüne kadar bağrınıza bastığınız, uğruna birçok şeyi göze aldığınız, varlığınızın sebebi saydığınız; emzirdiğiniz, avcunuza, saçlarınıza kusan, onun için gerektiğinde kartala dönüştüğünüz; uykusuz kaldığınız, değiştiğiniz, dönüştüğünüz yavrunuz sizin yavrunuz değil! Hastanede karıştırmışız. Size de benzemiyor zaten, sarışın bu. Şimdi çocuğunuzu alıyoruz. Size sizin hücrelerinizi taşıyan, doğurduğunuz gerçek çocuğu veriyoruz. Gerçi Türkçe bimiyor ama… Sizi hiç tanımıyor ve dört yaşını bitirdi. Maalesef durum böyle!â€
***
İki gündür kızıma garip garip bakıyorum.
Çocuk da anlam veremiyor buna. Sürekli gelip küçük elleriyle yanaklarımı tutuyor “iyi misin anne†diye sorup, tekrar oyununun başına dönüyor.
BENİ BIRAKMA-İCLAL AYDIN konusu reklamdan sonra devam ediyor
Onu benden aldıklarını tahayyül ediyorum. Çünkü iki gündür gazetedeki o haber aklımdan çıkmıyor. Suudi Arabistan’da bir doğum hastanesinde karıştırılan Ali ve Yakup’un hikâyesi yani… Çocuklar doğal olarak onları büyüten annelerinden ayrılmak istemiyor. Annelerin iki gözü iki çeşme. Dört yıldır baktıkları çocuklar kendi çocukları değilmiş ha!..
Kahvaltı ederken evdeki yardımcılarım Meryem ve Nergis’le bu konuyu tartışıyorum. Her ikisi de benimle aynı fikirde: Çocuk büyütenindir!
***
Kızım doğduktan beş gün sonra hastaneye geri dönmek zorunda kalmıştık. Küvöze koymaları gerekiyordu ama kibrit çöpü parmacıklarıyla bana tutunuyor küvöze girmek istemiyordu. O beş günlük şey, o daha doğduğunun bile farkında olmayan minik canlı onu koruyacağına inandığı bir sıcaklığa, bir varlığa tutunuyor, ayrılmak istemiyordu. O anda büyük bir gerçekle yüzleşmiştim. Artık ben bir anneydim ve tek başına olduğumu sandığım zamanın sonuna gelmiştik. Hiç olmadığım kadar güçlü ve cesur olmalıydım…
***
Bir çocuk sahibi olmak beni daha sulugöz, daha zayıf, daha muhtaç kılmadı.
Aksine, onun varlığı, hiç olmadığım kadar korkusuz ve dik duran bir savaşcıya dönüşmeme yol açtı. Duygularımı kontrol edebilmeyi, sabretmeyi, akılcı çözümler üretmeyi ve sakin olmayı; ne olursa olsun sakin olmayı öğretti.
Çocuğumun burnu gece yarısı şakır şakır kanarken hiç paniğe kapılmadan kanı durdurabilmeyi, kafası yarıldığında, merdivenden uçtuğunda sakinlikle onu iyileştirmeye çalışmayı, burnuna hortumlar sokulurken ya da iğneler yapılırken çocuğu kucaklayıp doktora yardımcı olabilmeyi, her ikimize birden yapılan büyük hainliklere ve haksızlıklara rağmen soğukkanlılığı kaybetmeden kimselerle ilgili olumsuz bir cümle kurmamayı, yetiştirmekte olduğum çocuğa hiç kimseye muhtaç olmadığımızı öğretmenin gerekliliğini, sabretmeyi, akrabalık ve aile ilişkileri konusunda sabırlı ve özenli olmayı, beş işi bir arada yapabilme becerisi edinmeyi, daima dört saat uykuyla yaşayabilmeyi ve annesi olarak kime ne kadar öfkelenirsem öfkeleneyim onun yanlış davranışlar edinmesine yol açmamak adına yutkunabilmeyi…
Bütün bunları ben kızım doğduktan sonra öğrendim. Onun için öğrendim. Onun varlığı sayesinde oldu…
Doğurduğum bebek olmasa da, sırf onu büyütüyor olsam da
böyle olacaktı…
***
O yüzden bir kez daha net olarak söylüyorum ki çocuk, doğuranın değil büyütenindir. Çünkü çocuk büyürken ebeveynini de büyütür…
Bu yüzden ilişki özelleşir.
Ne Yakup’u ne de Ali’yi ayırsınlar ailelerinden…
Hayatları boyunca doğuranı değil emzireni özleyecekler çünkü… Gördükl0eri ilk bir çift gözü…
Vatan gazetesinde İCLAL AYDIN’I sürekli takip ediyorum.Ve muhakkak bu haberlede ilgili bir yazı yazar diyordum.Çünkü biliyorum ki oda bir anne ve de kesinlikle duyarlı bir anne.Ama İCLAL Hanım kabul etmek lazım ki bu seferki gerçekten zor bir durum.İnsan her ikisinden de vazgeçemez bence.İnşallah hiç kimse bir daha böyle bir durumla karşılaşmaz.
10 Nov
Cüce ailesinin büyük çıkmazı
Çocuklarının 4 yıl önce Suudi Arabistan’da karıştığını öğrenen Funda-Yusuf Cüce, oğullarını bulduğuna seviniyor ama Yakup’u kaybedecek olmanın üzüntüsünü yaşıyor
Suudi Arabistan’daki hastanede doğum sonrası çocuklarının değiştiğini 4 yıl sonra öğrenen Funda (27) - Yusuf Cüce (37) çifti şokta. Kendi çocukları Ali’yi bulduklarına sevinen ancak 4 yıldır çocukları bildikleri Yakup’u kaybedecek olmanın üzüntüsünü yaşayan çift, büyük bir çıkmazın içinde. Sürekli ağlayan anne Funda Cüce, “Yakup, ‘Benim annem sensin, beni bırakma diye ağlıyor. İkisinden de vazgeçemiyoruz” diyerek çaresizliğini anlatıyor.
4 yıl önceki hikâye
Yaklaşık 15 yıldır Suudi Arabistan’ın Necran kentinde oto elektrikçiliği yapan Yusuf Cüce’nin biri kız, iki çocuğu oldu. Hatay’da yaşayan eşi Funda ise zaman zaman çocuklarını da alarak eşinin yanına gidiyordu. Üçüncü çocuğuna hamile kalan Funda, 7 Eylül 2003′te Suudi Arabistan’da doğum yaptı ve Yakup böylece aileye katıldı.
Funda, doğum yaptıktan bir süre sonra Hatay’a döndü. Yakup büyüdükçe, çevreden de, “Bu çocuk size niye benzemiyor?” soruları çoğalmaya başladı. Şüpheli sorulara muhatap kaldıkça, eşine soğuk davranmaya başlayan Yusuf Cüce, sonunda “DNA testi yaptıralım” teklifi getirdi.
Bunun üzerine Cüce çifti Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde DNA testi yaptırdı. DNA testini psikolojilerini düzeltmek ve “Size benzemiyor” diyenlere delil göstermek için yaptırdıklarını söyleyen Funda Cüce, “Böyle bir sonuç beklemiyorduk” dedi.
Sonuç 6 ay önce geldi; Yakup, çocukları değildi. Karı-koca ilk şoku atlattıktan sonra Suudi Arabistan’a gidip kendi çocuklarının peşine düştü. Bir ay önce de Suudi polisi gerçek çocukları Ali’nin bir Suudi ailede olduğunu bildirdi.
Milliyet, şu anda Suudi Arabistan’da bulunan çifte ulaştı. Baba Yusuf Cüce, “Dört çocuğum var, çünkü Ali de Yakup da benim. Çok zor bir durum. Yakup’tan ayrılmak istemiyorum. Biri canımdan, kanımdan. Diğeri ise doğumundan itibaren eşimin emzirdiği, bakıp büyüttüğümüz oğlumuz” dedi.
Kendi gerçek çocuğuyla da, ona bakan aileyle de henüz tanışmadıklarını anlatan Yusuf Cüce, “Çocuğumun iyi bir ailede olduğunu söylüyorlar, ama kim olduğunu bilmiyoruz. Bekliyoruz” diye konuştu.
Funda-Yusuf CÜCE Ailesinin film gibi hikayesi konusu reklamdan sonra devam ediyor
Konsolosluk yardım etsin
Suudi Arabistan’daki yasal işlemlerin çok ağır işlediğinden de yakınan çift, “Türk Konsolosluğu’nun bize yardımcı olmasını istiyoruz” dediler.
‘Yakup’u vermeyelim dedim’
Anne Funda Cüce, “Yakup sizde, Ali de şimdiki ailesinde kalsın deseler ne dersiniz?” sorumuz üzerine şu yanıtı verdi: “Çok zor bir soru. Aslında Yakup’un benim olmadığını öğrendiğimde ben de eşime aynı teklifi getirdim. ‘Yakup’u vermeyelim dedim. Ama sonradan kendi çocuğumuzu merak ettik. Öldü mü, kaldı mı? Kimin elinde. Oğlumun fotoğrafını gazete görünce sarıldım ve ağladım.” Yakup’a durumu yavaş yavaş anlattıklarını söyleyen Funda Cüce, “Senin artık iki annen, iki baban var dedik. Yakup kabul etmiyor. ‘Benim annem, babam sizsiniz. Duymak istemiyorum, başım ağrıyor’ diyor. ‘Ablamı, abimi çok özledim’ dedikçe yüreğim burkuluyor. Türkiye’ye onsuz gitmek istemiyorum. Yakup’u nasıl bırakacağım diye gözyaşı döküyorum” dedi.
Ümran Avcı Milliyet gazetsinde yorumlamış bu yazıyı.Böyle bişey sizin başınıza gelse ne düşünürdünüz acaba?Açıkcası düşünmek bile istemiyor insan değil mi? İnsan her ikisinide yanında ister bence.