Yeni Albümler : Betül Demir yeni albümü için stüdyoda!

betul-demir.jpgBetül Demir, önümüzdeki ay piyasaya çıkacak albümünde Aysel Gürel’in söz yazdığı “Ben Aşkı Yaktım Ateşle Oynuyorum” adlı şarkıyı, Sude Bilge Demir’le birlikte seslendirecek. Aysel Gürel’den sağlığında bir şarkı sözü istediğini açıklayan Betül Demir, “İsteğimi geri çevirmedi ama Sude’nin bestesine söz yazarken ilginç bir şart koştu. Şarkıyı onunla birlikte söylememi istedi. Biz de onun vasiyetini yerine getirmeye karar verdik” dedi.

Aysel Gürel’in isteğini yerine getirmek için stüdyoya giren Demir Kardeşler, Gürel ile son kez çalışma fırsatı buldukları için çok sevinçli olduklarını söyledi. Betül Demir’in yeni albümünün aranjörlüğünü ise; Ozan Çolakoğlu, Mustafa Ceceli, Emre Irmak, Yüksel Çelik ve Erdem Kınay gerçekleştirecek.

Etiketler: , ,

Göksel - Yarabbi Şükür (Ay’da Yürüdüm)

77345122th01.jpgGöksel - Yarabbi Şükür - Şarkı Sözleri

yağmur yağıyor sokakta sırılsıklam ıslandım
taksi hey taksi
bu havada durmaz ki, neyse
her şeye rağmen yürümek güzel istanbulda
seni düşündüm ısındı içim
ben seninle mutluyum

yağmur yağıyor şıkır şıkır
yarabbi şükür şükür
yarabbi şükür şükür
yağmur yağıyor içim kıpır kıpır
yarabbi şükür şükür
yarabbi şükür şükür

taksi buldum sonunda
güzel bir şarkı radyoda
lay lay lay..
acıksam da ıslansam da
sen varsın ya yolun ucunda

yağmur yağıyor şıkır şıkır
yarabbi şükür şükür
yarabbi şükür şükür
yağmur yağıyor içim kıpır kıpır
yarabbi şükür şükür
yarabbi şükür şükür

gökten düşen damlalar kadar
berrak kalbim şu anda
üstümdeki bulutlar kadar uçtu
ruhum bir anda

yağmur yağıyor şıkır şıkır
yarabbi şükür şükür
yarabbi şükür şükür
yağmur yağıyor içim kıpır kıpır
yarabbi şükür şükür
yarabbi şükür şükür
göksel
Göksel - Yarabbi Şükür, Albüm: Ay’da Yürüdüm

Göksel-Ay’da Yürüdüm

goksel.jpg

Göksel-Ay’da YürüdümYeni albümüyle topluma damgasını vuran Göksel, şimdide “Ay ‘ da Yürüdüm” ile bizi etkilemeyi başarıyor.

Hülyaya daldım gezdim dolandım
Deli cesaretimle ne işlere karıştım
Nehirleri aştım,dağları aştım
Düşlerinin en güzeline AŞK’a bulaştım

Ben Ay’da yürüdüm bulutlarda yüzdüm
Bi anda yatağımdan yeryüzüne düştüm(x2)

Dünyaya baktım şarkılar yazdım
Olmaz diye bişey yok imkansıza inandım
Bi makina yaptım zamana aktım
Nuh’un gemisiyle diyar diyar dolaştım

Ben Ay’da yürüdüm bulutlarda yüzdüm
Bi anda yatağımdan yeryüzüne düştüm(x2)
Yeryüzüne düştüm Yeryüzüne düştüm
Ben Ay’da yürüdüm bulutlarda yüzdüm
Bi anda yatağımdan yeryüzüne düştüm(x3)
Yeryüzüne düştüm Yeryüzüne düştüm
Yeryüzüne düştüm Yeryüzüne düştüm

Etiketler: , , ,

Röportaj : Göksel: “Çok büyük bir deprem yaşadım”

göksel

Şu sıralar, son albümü “Ay’da Yürüdüm”e çektiği üçüncü klip “Yabani Otlar”la gündemde olan Göksel, hayatında yeni bir sayfa açtı. Eşi Alper Erinç’ten boşandıktan sonra bir anda müziğinden çok özel hayatıyla konuşulmaya başlanan ünlü şarkıcı, “Çok büyük bir deprem yaşadım, ama şimdi yeni bir dönem başlıyor” diyor…

21 Mart’ta ilk akustik konserinizi vereceksiniz. Çalışmalar nasıl gidiyor?
- Konser vereceğimiz yer Getto ve burası akustik müziğin çok yakıştığı bir mekan… Sahnede, hitlerin gölgesinde kalan şarkılarımı da söyleyeceğim.

Son klibiniz “Yabani Otlar” kısa süre önce ekranlarda dönmeye başladı. Çekimlerde çok eğlendiğinizi duyduk…
- Evet, klipte “feci” bir yemek savaşı sahnesi var. Çekim günü sete gelen profesyonel oyuncular, masanın üzerindeki yemekleri görünce başlarına geleceklerden korkup seti terk etti. 5-6 saat bekledikten sonra yeni bir cast hazırlandı. Onlar makarna ve ketçapların arasında o kadar mutluydu ki, çekim bittikten sonra bile yemeklerin içinde dans ediyorlardı. Çileli başladı ama inanılmaz eğlenceli bitti. Klibi izlerken çok gülüyorum.

Klibi kim çekti?
- Yon Thomas ve Mike Norman. Yon çok başarılı bir görüntü yönetmeni. Normalde klipleri izlerken kendime bakamazdım, ama bu klipte durum farklı oldu.

Birçok kişi kendini izleyemediğini söyler. Peki sizin nedeniniz ne?
- Hep daha iyisini yapabilirim diye düşünüyorum. Bu şarkı yazarken de böyle… Aslında çok yorucu ve beni hırpalayan bir durum ama bir anlamda beni motive de ediyor ve besliyor. Ben mükemmeliyetçiyim.

Albüm çıkalı bir yıl oldu, yeni albüm için ön hazırlıklara başladınız mı?
- Albüm satışları eskisi kadar yüksek olmadığı için insanlar artık sadece kliplendirilmiş şarkıları biliyorlar. Bu çok üzücü. Bu albümdeki şarkıları rafa kaldırıp hemen yeni bir albüme başlamak istemiyorum. O yüzden bir klip daha çekmeyi düşünüyoruz. Daha sonra yeni albüm çalışmasına başlayabiliriz. Ayrıca ben bir değişim döneminden geçiyorum şu an. Kendimi besleyecek yeni şeyler arıyorum. Kitap okuyorum, gitar çalıyorum, ses egzersizi yapıyorum, spora gidiyorum. Bugünlerde hayatı okul gibi yaşıyorum.

Değişim süreciniz ne zaman başladı?
- Aslına bakarsanız bundan birkaç sene önce kendi içimde ufak ufak sinyalleri hissetmeye başladım. Bir şeyler değişsin istedim. Kendimle ilgili pek çok şeyi de değiştirdim. 2007 sonu itibariyle hayatımdaki her şey farklılaştı. Aile hayatım, iş hayatım ve hayata bakış açım değişti.

Daha önceki albümlerde masum, asi ve muzip bir Göksel görüyorduk. Yaşadığınız bu değişim şarkılarınızı da etkileyecek mi peki?
- Kesin olan bir şey var ki, giderek olgunlaşıyorum. Bundan sonrakiler daha olgun bir kadının şarkıları olacak. Bu zamana kadar yapmadığım ama yapmayı çok istediğim şeyler vardı. Artık onlara eğildim. Seyahat etmek istiyor, yapamıyordum. Örneğin bu isteğimi ertelemekten vazgeçtim. 2008 itibariyle Mısır ve Londra’ya gittim. Seyahatlerimin devamı da gelecek. Sadece fiziken değil ruhsal açıdan da yol alıyorum. Tüm bunların sonucunda nasıl bir albüm çıkar ortaya, şimdiden bilemiyorum tabii. Her şeyi oluruna bıraktım. Ne zaman şarkılar albüm yapacak düzeye gelirse, o zaman albüm yapacağım.

Her fırsatta Türkan Şoray’ı çok beğendiğinizi söylüyorsunuz. Oyunculuk teklifi geldi mi bilmiyorum ama onun yerinde olmayı hiç hayal ettiniz mi?
- Bugüne kadar hiç oyunculuk teklifi almadım. Gelse değerlendiririm tabii ki… Türkan Şoray’a bayılıyorum ve ona benzetilmeyi büyük bir onur olarak algılıyorum. Saçlarım, gözlerim benziyor ama bizim asıl edamız benziyor gördüğüm kadarıyla… Sakinliğimiz, ürkekliğimiz yani… Bazı zamanlar ben de onun gibi çok çekingen olabiliyorum.

Bu çekingenliğin nedeni ne?
- Bu insanın mizacı ile alakalı bir şey. Böyle geldi böyle gidiyor. Daha çok yeni tanıştığım insanlarla yaşıyorum bu sıkıntıyı. Neden kaynaklandığını ben de bilmiyorum ama bir utanma, çekinme oluyor. Yani ilk başlarda insanlarla yakınlaşmaktan korkuyorum. Çocukluğumdan beri olan bir şeydi, neyse ki giderek azalıyor.

Uzun süredir müzik piyasasındasınız, ama ön planda hep şarkılarınız var. Kendinizi neden geri planda tutuyorsunuz?
- Bu beni çok mutlu ediyor çünkü… Bu işi yapmaya ilk başladığım zamanlarda da amacım çok meşhur olmak değil, sadece güzel şarkılar yapmaktı. Şu anda yaşadığım şey işte o… Çoğu şarkım benden daha ünlü. Günümüzün popüler dünyasını birazcık “kirli” buluyorum. Bu dünyada sadece şarkıları ile var olabilen çok insan yok. Ben de o azınlıktan biriyim. Öbür türlü bir ün beni mutsuz ederdi, çünkü ün sanılanın aksine hiç güzel bir şey değil.

Bir de aynı zamanda prodüktörünüz olan eşiniz Alper Erinç’ten ayrıldınız…
- Evet, hayatımda çok büyük bir deprem yaşandı. Boşanmak herkes için zor bir olay. Biz bir de beraber çalışıyor olmanın verdiği bir zorluk yaşıyorduk. Dolayısıyla müzikal hayatımda da benim için yeni bir dönem başlıyor diyebilirim. Tüm bu olanları kötü bir şey olarak algılamıyorum. Bir şey yerle bir olduğunda, yeni oluşacak şey mutlaka daha iyidir ve bu yeni şey beni heyecanlandırır.

Ama yeni albümde, moda dergilerinden fırlamış gibi görünen bir Göksel çıktı karşımıza…
- 35 yaşındayım ve artık güzel görünmek istiyorum. Gençlik gitmeden önce yani! Tamamen kadınsal bir duygu bu… Şu dakikadan sonra hiçbir şeyden korkmuyorum, ama ilk başlarda sadece “kadın” olarak algılanmak kötüydü. İlk albümü yaptığım dönem bunu hissettim. İlk albümde görsel olarak çok iddialı duruyordum. Sonra baktım ki kimsenin benim şarkılarımla ilgilendiği yok! O durum beni korkuttu. Öyle algılanmak istemediğim için bir tarafımı kesip attım. İnsanlar benim ne olduğumu biliyor. Şarkılarımı da biliyorlar. Bunların üzerine bir moda çekiminde yer almamın, güzel görünmemin bir önemi yok, sadece gururumu okşar. Görselliği işinizden önce “bir yol” olarak kullanmanız çok berbat bir şey.

Röportaj: Sinem VURAL

Röportaj : “Ses çıkarmayan şeyleri evde tutmam bile…”

Burhan Öçal

Çıkardığı her albümde çıtayı biraz daha yukarı çeken, verdiği her konserde hayran kitlesini genişleten Burhan Öçal, “Amacım, Burhan Öçal sound’u yaratmak. Benim için ritim önemli. Sandalye, tahta getirsinler onları da çalarım. Ses çıkarmayan şeyleri evde tutmam bile” diyor…

Müzikteki başarınıza geçmeden önce, bize biraz kendinizden söz eder misiniz? Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak doğdunuz, peki ya sonrası…

- Ailem amatör müzisyendi. Dedem beyaz Araplar’dan, anne tarafım ise Kırgız Pomakları’na uzanır. Şu mix’e bakın, muhteşem! Bir kere, genetik miras açısından çok şanslıydım. Kırklareli’nde doğdum. Bizim ailede şarkı söylemek çok önemliydi. Hanendelik yani vokalistlik hep yapılan bir olaydı. Taş plaklardan, oradan buradan duyduklarıyla bateri çalardı babam, 1932 senesinde Kırklareli’nin ilk caz kuartetini kurmuştu. Ben de yaratıcı bir çocuktum. Banyomuzun duvarında asılı duran galvaniz leğenleri, gong gibi kullanırdım. Eskimiş süpürgelerin koçanından davul tokmağı yapar, öyle langur lungur vururdum.

24 yaşında, ne çocuk ne de olgun sayılırken hayallerinizin peşinden yurtdışına gitmek nasıl bir heyecandı?
- Benimkisi biraz rizikoydu… Herkes göze alamaz. İki büyük hayalim vardı gençken, ya Hollywood starı olacaktım ya da New York’ta caz yaparak parlatacaktım yıldızımı. O yılların Türkiye’sinde, kültürü ve sanatı teşhir edecek mekan yoktu. Aklım fikrim hep yurtdışındaydı. Bıkmıştım düğünlerde çalmaktan. Hayal kurmak ve onların peşinden gitmek için ideal bir dönemdi 24 yaşım… Muzaffer Tema, babamın arkadaşıydı. Los Angeles’ta onu bulacaktım. Komşu kasaba sanki… İmkanlarım kısıtlı, mal varlığım ise cebimdeki 350 dolardan ibaretti. Karayolunu seçmeye mecbur kalmıştım. Önce İsviçre’ye; kan kardeşimin yanına savruldum. Takıldım kaldım orada. Gecikmeli hayat tarifesiyle yıllar sonra bir konser için gidebildim ABD’ye. Bir “movie star” olamadım ama müzikte iyi işler ortaya çıkardığımı zannediyorum.

Pek çok kişi müziğe yurtdışında başladığınızı, sonra Türkiye’ye geldiğinizi sanıyor. Buradaki müzik otoritelerinin sizi fark etmeleri, epey vakit aldı galiba…
- Şov dünyasında şöhret hedeflenir. Ama benim en başından beri böyle bir kaygım yok. Keşfedilmek gibi bir derdim de… Popstar muamelesi görmek isteyen kim? Konser master’ı yaptık artık, Kore’de bile fan club’ım var. Türkiye’de sevileceğim diye müziğimi buraya göre ayarlayamam. İstanbul’da çalayım ama Londra’da da çalayım… Tek derdim evrensel olmak. Dünya müzik piyasasında bilinen bir ismim var. Seçimlerimden ötürü pişmanlık duymuyorum.

Müzik aracılığı ile zamanın ve kültürlerin sınırlarını aştığınıza inanılırken, müziğiniz için “kaynaşım müziği” deniyor. Müziğinizin temelinde ne yatıyor?
- Vurmalılar, enternasyonal dili konuşuyorlar. Hatta nota bile bilmeseniz olur. Farklı olan, sound’ları ve ölçüleri. Her türlü vurmalı enstrümanı çalarım. Benim için ritim önemli. Sandalye getir, tahta getir, onları da çalayım. Ses çıkarmayan şeyleri evde tutmam bile. Esas enstrümanım drum, yani bateri. Tamburu, udu, sazı, kendimi anlatacak kadar çalarım. Virtüöz değilim ama tamburdan en etkileyici sesin nasıl çıkarılacağını iyi bilirim. Aslında bütün telli çalgılarla aram iyidir, kemençe dışında… Bendir ve zil çalarım. İlk eşim piyanistti, ondan piyano dersleri almıştım. Notayı ise askerde öğrendim.

Saniyede 16 vuruş ile dünyanın en hızlı parmaklarına sahip olduğunuz söyleniyor, doğru mu?
- Dünyanın en iyilerini saymaya kalksanız, iki elin parmaklarını geçmez. Ben de onlardan biriyim. Tekniğim biraz farklı olduğu için şu an saniyede 12 vuruş yapıyorum. İyi eğitilmiş bir askerim. İstersem, 20′ye çıkarabilirim. Ve galiba doğuştan “vurmalı”yım.

Osmanlı sultanlarını müzikle anmak, Pete Namlook ile ortak yürüttüğünüz bir projeydi. Serinin üçüncü albümü “Sultan Orhan”dan sonra, tahta kimi çıkaracaksınız?
- Aslında Burhan Öçal müziğinin peşindeyim, Osmanlı sultanlarının renkli hatırasını ise fon olarak kullanıyorum. Projenin politik bir tavrı yok. Yakında IV. Murat’ı yapacağım. Bazı padişahların ilginç özellikleri var, onları değerlendirmekten yanayım.

Sokak kültürüne yabancı değilsiniz ama aristokrat bir tavrınız var… Hem ruhunuza hem dış görünüşünüze yansıyor bu.
- Yapay katkı maddesi bulunmaz bende, doğal halim bu… Dolce Gabbana marka takım giyiyorum sahnede. Elimde tespih, belime kuşak bağlayıp, çay bardaklarının içindeki kaşıklarla dans ediyorum. Hatta bazen ayakkabılarımın arkasına basıyorum. Ne de olsa orijinali öyle… Merak duygusu uyandırıyorum önce, ardından beğeni ve alkış geliyor. Doya doya yaşadım çünkü, yaşadıklarımı biriktirdim. Değerlerimi hiç unutmadım.

Peki, karizma desek? “Turkish Clark Gable” olduğunuzu düşünen hayranlarınızın sayısı bir hayli fazla. Şov dünyasının gereklerine uymak için mi bu kadar şıksınız?
- İlk izlenim çok önemli, kolay kolay silinmez hafızalardan. Seçtiğiniz kıyafetler ise kendinizi anlatırken kullanabileceğiniz en kestirme yoldur. Özel şeyler ilgimi çeker. Giydiğim her kıyafet bana hitap etmeli, illa moda olması gerekmez. Bir keresinde Zürih’e giderken yanımdaki Kayserili sanayicinin, kolumdaki Patek Philippe saatten gözünü alamayıp sorduğu “Ne iş yapıyorsunuz?” sorusuna verdiğim “Darbukacıyım” cevabı da kendine has bir tarzımın olduğunun göstergesi. Tabii zavallı sanayici viski üstüne viski içmiş uçuş boyunca.

İşinizi yaparken neyi hedefliyorsunuz?
- Her şey bayatladı. Batı müziğinde denenmeyen yenilik kalmadı. Su altında yaşayan balıkların, unutulmuş kabilelerin müziğini bile yaptılar. 10 yıl içinde Doğu’yu da bitirirler. Geleceğe bakmak lazım. Standart şeylerden hoşlanmıyorum, hiçbir çekmeceye girmiyorum. Belirli bir sınıfın zevkine hizmet etmek yerine, derinliği olan çalışmalar üretiyorum. Mayamda caz var. Aslını sorarsanız, ulaşılmazın peşindeyim.

Röportaj: Sinem VURAL

Yeni Klip - Öykü ve Berk - Leyla

işte yeni bir albümün yeni bir klibi daha

İlk albümleri “Kısmet”le dikkat çeken Öykü - Berk Gürman kardeşler büyük ilgi görmeye devam ediyor. Başarılı kardeşler albümleri piyasaya çıktıktan sonra konser ve organizasyonlarda en çok ismi yer alan sanatçılar arasına girdi. Albümlerinin klip şarkısı söz ve müziği kendilerine ait olan “LEYLA” isimli şarkıya klip çekmeye hazırlanıyor..İkilinin klip yönetmenliğini Cem Köksal yapıyor..
Şarkı Sözleri

Benim adim Mecnun
senin adin Ley ley ley ley ley Leyla
önce kalbimi çaldin
sonra yaktin da biraktin
kirdin yiktin ahhh
yaktin da biraktin
beni yaktin da biraktin
adi biraz delilikse bunun
biraz da uçurum ah uçurum
Ley ley ley leyla ley ley ley leyla
seni ben ólümüne sevdim
askindan öldüm bittim
hayat alinca seni ellerimden
bir gün olsun bile ben ona küsmedim
Aciyor içim
Kaniyor içim
Simsiyah gözlerin bana bakmaz oldu neden niçin
aciyor içim, aciyor içim
Raki getir içiyim
Sarap getir iciyim
Le le le ley leyla le le ley Leyla..

Sen Hala Benim İçin Küçük Bir Kız Çocuğu - Yaprak Dökümü

BİDE BU VAR. BU DUYGUSAL AĞIRLIKLI

Toygar Işıklı Kızım şarkısnın sözleri

Sen hala benim için küçük bir kız çocuğu
Ellerimden alıp gitme o güneş kokunu
Gözlerinden akan yaş acılarına çare olur mu?

Sen hala benim için küçük bir kız çocuğu
Ellerimden alıp gitme o güneş kokunu
Gözlerinden akan yaş acılarına çare olur mu?