Röportaj : “Ses çıkarmayan şeyleri evde tutmam bile…”

Burhan Öçal

Çıkardığı her albümde çıtayı biraz daha yukarı çeken, verdiği her konserde hayran kitlesini genişleten Burhan Öçal, “Amacım, Burhan Öçal sound’u yaratmak. Benim için ritim önemli. Sandalye, tahta getirsinler onları da çalarım. Ses çıkarmayan şeyleri evde tutmam bile” diyor…

Müzikteki başarınıza geçmeden önce, bize biraz kendinizden söz eder misiniz? Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak doğdunuz, peki ya sonrası…

- Ailem amatör müzisyendi. Dedem beyaz Araplar’dan, anne tarafım ise Kırgız Pomakları’na uzanır. Şu mix’e bakın, muhteşem! Bir kere, genetik miras açısından çok şanslıydım. Kırklareli’nde doğdum. Bizim ailede şarkı söylemek çok önemliydi. Hanendelik yani vokalistlik hep yapılan bir olaydı. Taş plaklardan, oradan buradan duyduklarıyla bateri çalardı babam, 1932 senesinde Kırklareli’nin ilk caz kuartetini kurmuştu. Ben de yaratıcı bir çocuktum. Banyomuzun duvarında asılı duran galvaniz leğenleri, gong gibi kullanırdım. Eskimiş süpürgelerin koçanından davul tokmağı yapar, öyle langur lungur vururdum.

24 yaşında, ne çocuk ne de olgun sayılırken hayallerinizin peşinden yurtdışına gitmek nasıl bir heyecandı?
- Benimkisi biraz rizikoydu… Herkes göze alamaz. İki büyük hayalim vardı gençken, ya Hollywood starı olacaktım ya da New York’ta caz yaparak parlatacaktım yıldızımı. O yılların Türkiye’sinde, kültürü ve sanatı teşhir edecek mekan yoktu. Aklım fikrim hep yurtdışındaydı. Bıkmıştım düğünlerde çalmaktan. Hayal kurmak ve onların peşinden gitmek için ideal bir dönemdi 24 yaşım… Muzaffer Tema, babamın arkadaşıydı. Los Angeles’ta onu bulacaktım. Komşu kasaba sanki… İmkanlarım kısıtlı, mal varlığım ise cebimdeki 350 dolardan ibaretti. Karayolunu seçmeye mecbur kalmıştım. Önce İsviçre’ye; kan kardeşimin yanına savruldum. Takıldım kaldım orada. Gecikmeli hayat tarifesiyle yıllar sonra bir konser için gidebildim ABD’ye. Bir “movie star” olamadım ama müzikte iyi işler ortaya çıkardığımı zannediyorum.

Pek çok kişi müziğe yurtdışında başladığınızı, sonra Türkiye’ye geldiğinizi sanıyor. Buradaki müzik otoritelerinin sizi fark etmeleri, epey vakit aldı galiba…
- Şov dünyasında şöhret hedeflenir. Ama benim en başından beri böyle bir kaygım yok. Keşfedilmek gibi bir derdim de… Popstar muamelesi görmek isteyen kim? Konser master’ı yaptık artık, Kore’de bile fan club’ım var. Türkiye’de sevileceğim diye müziğimi buraya göre ayarlayamam. İstanbul’da çalayım ama Londra’da da çalayım… Tek derdim evrensel olmak. Dünya müzik piyasasında bilinen bir ismim var. Seçimlerimden ötürü pişmanlık duymuyorum.

Müzik aracılığı ile zamanın ve kültürlerin sınırlarını aştığınıza inanılırken, müziğiniz için “kaynaşım müziği” deniyor. Müziğinizin temelinde ne yatıyor?
- Vurmalılar, enternasyonal dili konuşuyorlar. Hatta nota bile bilmeseniz olur. Farklı olan, sound’ları ve ölçüleri. Her türlü vurmalı enstrümanı çalarım. Benim için ritim önemli. Sandalye getir, tahta getir, onları da çalayım. Ses çıkarmayan şeyleri evde tutmam bile. Esas enstrümanım drum, yani bateri. Tamburu, udu, sazı, kendimi anlatacak kadar çalarım. Virtüöz değilim ama tamburdan en etkileyici sesin nasıl çıkarılacağını iyi bilirim. Aslında bütün telli çalgılarla aram iyidir, kemençe dışında… Bendir ve zil çalarım. İlk eşim piyanistti, ondan piyano dersleri almıştım. Notayı ise askerde öğrendim.

Saniyede 16 vuruş ile dünyanın en hızlı parmaklarına sahip olduğunuz söyleniyor, doğru mu?
- Dünyanın en iyilerini saymaya kalksanız, iki elin parmaklarını geçmez. Ben de onlardan biriyim. Tekniğim biraz farklı olduğu için şu an saniyede 12 vuruş yapıyorum. İyi eğitilmiş bir askerim. İstersem, 20′ye çıkarabilirim. Ve galiba doğuştan “vurmalı”yım.

Osmanlı sultanlarını müzikle anmak, Pete Namlook ile ortak yürüttüğünüz bir projeydi. Serinin üçüncü albümü “Sultan Orhan”dan sonra, tahta kimi çıkaracaksınız?
- Aslında Burhan Öçal müziğinin peşindeyim, Osmanlı sultanlarının renkli hatırasını ise fon olarak kullanıyorum. Projenin politik bir tavrı yok. Yakında IV. Murat’ı yapacağım. Bazı padişahların ilginç özellikleri var, onları değerlendirmekten yanayım.

Sokak kültürüne yabancı değilsiniz ama aristokrat bir tavrınız var… Hem ruhunuza hem dış görünüşünüze yansıyor bu.
- Yapay katkı maddesi bulunmaz bende, doğal halim bu… Dolce Gabbana marka takım giyiyorum sahnede. Elimde tespih, belime kuşak bağlayıp, çay bardaklarının içindeki kaşıklarla dans ediyorum. Hatta bazen ayakkabılarımın arkasına basıyorum. Ne de olsa orijinali öyle… Merak duygusu uyandırıyorum önce, ardından beğeni ve alkış geliyor. Doya doya yaşadım çünkü, yaşadıklarımı biriktirdim. Değerlerimi hiç unutmadım.

Peki, karizma desek? “Turkish Clark Gable” olduğunuzu düşünen hayranlarınızın sayısı bir hayli fazla. Şov dünyasının gereklerine uymak için mi bu kadar şıksınız?
- İlk izlenim çok önemli, kolay kolay silinmez hafızalardan. Seçtiğiniz kıyafetler ise kendinizi anlatırken kullanabileceğiniz en kestirme yoldur. Özel şeyler ilgimi çeker. Giydiğim her kıyafet bana hitap etmeli, illa moda olması gerekmez. Bir keresinde Zürih’e giderken yanımdaki Kayserili sanayicinin, kolumdaki Patek Philippe saatten gözünü alamayıp sorduğu “Ne iş yapıyorsunuz?” sorusuna verdiğim “Darbukacıyım” cevabı da kendine has bir tarzımın olduğunun göstergesi. Tabii zavallı sanayici viski üstüne viski içmiş uçuş boyunca.

İşinizi yaparken neyi hedefliyorsunuz?
- Her şey bayatladı. Batı müziğinde denenmeyen yenilik kalmadı. Su altında yaşayan balıkların, unutulmuş kabilelerin müziğini bile yaptılar. 10 yıl içinde Doğu’yu da bitirirler. Geleceğe bakmak lazım. Standart şeylerden hoşlanmıyorum, hiçbir çekmeceye girmiyorum. Belirli bir sınıfın zevkine hizmet etmek yerine, derinliği olan çalışmalar üretiyorum. Mayamda caz var. Aslını sorarsanız, ulaşılmazın peşindeyim.

Röportaj: Sinem VURAL

Fener Bahçe ‘ nin Enleri (Sonları)

Fener Bahçe en son kupayı aldığında Çakmak Taşlar yaşıyordu.

Fener Bahçe en son kupayı aldığında Hakan Şükür 6 Yaşındaydı.

Fener Bahçe en son kupa aldığında ben doğmamıştım.

Fener Bahçe en son GS ‘ yi yendiğinde takımdakilere kıyak olmuştu.

Fener Bahçe ‘ nin tarihi GS Ye dayanıyor.

Fener Bahçe en son lig birincisi olduğunda nokia 5110 vardı.

Fener Bahçe en son GS ‘ yi yendiğinde bile kupa alamadı.

Fener Bahçe en son kupayı 100 yıl önce aldı ve bundan 100 yıl sonra alacak.

Fener bahçeliler STOP!!!

GS lilere selamlarımı sunar ve gözlerinden öperim.

Yeni Albümler : Powertürk Müzik Ödülleri 2008

Son günlerin en güzel şarkılarını bir araya getiren 2 CD den oluşan “yılın karışık albümü” müzik marketlerde yerini aldı! Uzun zamandır beklenen albüm, 19 Şubat’ta ikincisi gerçekleştirilen Powertürk Müzik Ödülleri Gecesi’nin hemen ardından müzik marketlerde. Türkiye’nin önde gelen plak şirketlerini bir araya getirerek Türkiye’nin en ünlü sanatçılarını; albümlerindeki öne çıkan şarkılarıyla bir albümde toplayan “Powertürk Müzik Ödülleri 2008″ adeta bir yıldızlar geçidi…

Şebnem Ferah, Yalın, Nev, Kenan Doğulu, Sezen Aksu, Gripin, Demet Akalın ve Sıla gibi çok ünlü sanatçıların yer aldığı albümde 29 parça bulunuyor. Pasaj Müzik etiketi ile piyasaya çıkan ve birbirinden ünlü sanatçılardan oluşan albümde bakın kimler, hangi şarkılarla yer alıyor…

CD1

ASFALT DÜNYA BENİ SEVERMİŞ O
BENDENİZ & HARUN KOLÇAK BİRİ VAR
BENGÜ & SERDAR ORTAÇ KORKMA KALBİM
CEM ÖZKAN DÖN BANA
DEMET AKALIN TATİL
ELİF TURAN BÜYÜT İSTERSEN
EMRE ALTUĞ ORTAM İNSANI
ENBE ORKESTRASI&MUSTAFA CECELİ UNUTAMAM
FATİH ERKOÇ ANI
FUNDA ARAR KARAYA VURAN GEMİLER
GÖKÇE ARADIM SENİ
GRİPİN & EMRE AYDIN SENSİZ İSTANBUL’A DÜŞMANIM
GÜLŞEN E BİLEMEM ARTIK
HEPSI İKİ KELİME
IZEL GURUR

CD2

KENAN DOGULU AŞK KOKUSU
KEREMCEM AŞK BİTTİ
MALT DEPREM
MİRKELAM ELMA DEĞİL AYVA
MURAT BOZ PÜF
NEV SUKUT-U HAYAL
NİL KARAİBRAHİMGİL BU MUDUR
ÖZGÜN KIVIRIR
SEZEN AKSU İKİLİ DELİLİK
SILA&KENAN DOĞULU ..DAN SONRA
ŞEBNEM FERAH SİL BAŞTAN
YALIN HERŞEY SENSİN
YAŞAR SEVDA SİNEMALARDA
ZAKKUM&TEOMAN ZEHR-İ ZAKKUM

“Winx Club” filmine “Hepsi”den iki şarkı

Winx Club” filmine “Hepsi”den iki şarkı

Hepsi, animasyon filmi “Winx Club - Kayıp Krallığın Sırrı” için iki şarkı seslendirdi. “Hepsi” grubu, 22 Şubat’ta vizyona girecek olan animasyonda “Sen Bir Tanesin” ve “Sadece Bir Kız” adlı parçaları yorumladı. Iginio Straffi tarafından yaratılan “Kayıp Krallığın Sırrı” filminde; Winx Club üyesi 6 genç perinin birbirlerine kenetlenerek kötülüğe karşı mücadele etmeleri konu ediliyor. Filmde Flora; Stella, Layla, Miusa ve Tecna’nın yardımı ile kaybolan anne ve babasını arayacak…
HEPSİ HAYRANI OLDUĞUM FOTOĞRAF

Yalın - Alışmak Zorundayım

Yalın - Alışmak Zorundayım
Yalın ‘ ın o güzel sesiyle yorumladığı, söylediği o güzel, hoş şarkının sözleri bu sitede !!!

Dün hayat durdu benim için
Sanki bugün herşey farklı
Sanki bu ev benim değil
Bu nefes bana zararlı
Alışmaya çalışmak diye birşey yok
Alışmak zorundayım
Üzülmemek diye birşey yok
Üzülmem gerek

Severek unutmak olur iş mi
Bilerek uçuruma önden atlanır mı ki
Kaybettiğinin yerine ne koysan dolmaz
Boş bırakacağım yerini hep bomboş

Mor ve Ötesi Deli şarkı sözleri

22 Mayıs’ta yapılacak olan 2008 Eurovision şarkı yarışmasının yarı finalinde Mor ve Ötesi’nin söyleyeceği şarkı belli oldu: Deli.

Kendilerine özgün çalışmları ile öne çıkan gurup, daha önce üç farklı şarkı üzerinde duruyprdu. Mor ve Ötesi ekibi son olarak Deli ye karar verdi ve TRT tepebaşı stüdyolarında şarkılarını halka sundular.

Yarışma bu yıl Belgrad’da yapılacak (Sırbistan)


İşte yarışmaya katılıp ülkemizi temsil edecek şarkı. (yorum size kalmış)

Şarkı sözleri

Aranıyor sahibi ruhumun tam yerine mi düştüm?
Direniyor, faili tutkunun, kızmş ve küçülmüş
Aranıyor sahibi ruhumun tam yerine mi düştüm?
Direniyor, direniyor, direniyor…

Beni büyütün, ağlatmayın
Sevginiz nerde, övündüğünüz?
Beni büyütün, ağlatmayın
Sahte düşlerle oyalamayın
Mor ve Ötesi
Aranıyor sahibi ruhumun tam yerine mi düştüm?
Direniyor faili tutkunun, kızmş ve küçülmüş
Aranıyor sahibi ruhumun tam yerine mi düştüm?
Direniyor, direniyor, direniyor…

Beni büyütün, ağlatmayın
Sevginiz nerde, övündüğünüz?
Beni büyütün, ağlatmayın
Sahte düşlerle oyalamayn

Bir yarım akıllı bir yarım deli
Dört yanım akıllı
Bir yanım deli
Herkes akıllı bir ben deli
Bir ben deli

Beni büyütün, ağlatmayın
Sevginiz nerde, övündüğünüz?
Beni büyütün, ağlatmayın
Sahte düşlerle oyalamayın

Gerçekten çok güzel olmuş.Umarım güzel bir derece ile ayrılırız .

Röportaj : Emel Müftüoğlu: “Biraz muzip, biraz duygusal…”

Bugüne kadar çok sayıda hit şarkı ve başarılı prodüksiyonlarla dinleyiciyle buluşan Türk pop müziğinin en başarılı temsilcilerinden Emel MÜFTÜOĞLU, Ahmet ERTEN’le Hayat Müzik’in konuğu oldu.. Hayat Muzik 1.yılında, takipçilerini Emel Müftüoğlu röportajı ile buluşturuyor…

-Emel Müftüoğlu denildiğinde hep iyi şarkılar söylemiş çok iyi bir yorumcu gelir akla.. Biraz muzip, biraz duygusal.. Ama hep sahici ve samimi.. Yapaylıktan uzak… Bu duyguyu kendini çok ifade etmeden dinleyiciye hissettiren az sayıda isimden birisiniz… Dinleyiciyle kurduğunuz bu ilişki hakkında neler söyleyeceksiniz? Aslında sorunuzun içinde cevabinizi da vermişsiniz. Sanırım en önemli detay samimi olmak Sonuçta hiç tanımadığınız insanlarla müzik aracılığıyla ortak bir takım duygular paylaşıyorsunuz şans eseri bir araya da gelirseniz eğer birbirinizi yıllardır tanıyormuş duygusu oluşuyor…

-Diskografinize baktığımızda bir vazgeçilmez görüyoruz… Olmazsa olmazınız Sezen Aksu… Ve yine Emel’i en iyi anlatan şarkılarında Sezen şarkıları olduğunu fark ediyoruz biraz düşününce.. Bir eş ruh durumu mu söz konusu Sezen’le ? Eğer benim de beste yapma veya söz yazma yeteneğim olsaydı emin olun ki birebir Sezen’in yazdığı şarkıların aynısı olurdu.Kendim için seçeceğim şarkılara kolay kolay ısınamam ama Sezen Aksu’nun şarkılarıyla ilgili bazen öyle şeyler olur ki ”tüh be nasıl olur da benim aklıma gelmez ki bu” derim.. Ona sonsuz müteşekkirim!
Röportaj : Emel Müftüoğlu: “Biraz muzip, biraz duygusal...”
-90′lı yılların o şatafatlı yıllarını özlemeyen yoktur herhalde… Emel’li, Çelik’li, Bendeniz’li, Aşkın Nur Yengi’li, Ümit Sayın’lı, Yonca Evcimik’li, Sertab Erener’li yıllar… Siz de dahil olmak üzere 90′lı yıllarda milyonluk albüm satışları yapan isimler bugün de kariyerlerine yeni albümler eklemeye devam ediyorlar.. Ama sanki saydığımız isimlerin hepsinde o şatafat, o enerji, gösteriş yok.. O dönemle günümüz kıyaslar mısınız biraz? Yaklaşık 3-4 yıldır müzik sektörü son derce keyifsiz hale geldi.. Tabi ki korsanlar yüzünden ve de bu sektörü koruyup kollayan kuruluşların bir türlü çözüm üretememesinden, devletin hiç bir şekilde bu sektörü önemsememesinden kaynaklanan bir bitiş de diyebiliriz buna ne zaman toparlanor bilemem ama bildiğim tek şey ben o donemi yasayan şanslılardanım..

-Yine 90′lı yıllarda ki birlikte sizi bir arada görmeye alıştığımız,vokal anlamında başta olmak her konuda dayanışmanızın olduğu isimlerle yeniden bir proje için bir araya gelmek gibi bir düşünceniz yok mu…Belki özel bir konsepte hazırlanabilecek bir 90′lar albümü…Ya da özel bir turne… Tabi ki bu müzik sektörünün yara alması zincir halinde konser ve müzikal bir takım gösterileri de etkiledi en kısa zamanda dilerim toparlanır en azından yeni genç arkadaşlarım bu keyfi yaşarlar.

-Bugüne kadar sadece şarkılarla tanımadık sizi.. Yaptığınız “Emel’ce” programlar, ya da dizi-film çalışmalarıyla da kendinize has uslubunuz ve tarzınızla takdir topladınız.. Biraz bu alandaki yeni projelerden bahsedebilir misiniz? Şu anda kanallarla televizyon programlarıyla ilgili görüşmeler halindeyiz hepsi de birbirinden farklı değişik formatlar içeriyor.İnşallah en kısa zamanda televizyon programına başlayacağım çünkü televizyon çok sevdiğim bir iş.

-Son zamanlarda gazete manşetlerinde facebook ile yaşadığınız enteresan olay yer aldı.. :) Bunu bir de birinci ağızdan dinleyebilir miyiz? Facebook gerçek Emel Müftüoğlu olmadığım iddiasıyla hesabımı kapattı.. Biz de uzun bir süre itiraz ederek ve bunu onlara kanıtlayarak geri aldık.

-Facebook’tan bahsetmişken, internetle aranız nasıl.. Sevenlerinizle internet üzerinden nasıl haberleşiyorsunuz? Size ulaşmak isteyen dinleyicileriniz için bahsedelim bu konudan da.. Genellikle facebooktan yazışıyorum. Buradan mail adresime bestelerini yollayabiliyorlar. İnternetle aram ise kızım sayesinde çok iyi..

-Bu yaz “Evlenilecek Kızlar”la listelerde uzun süre kaldınız.. Hem müzik dünyasını hem de magazini bu şarkı hayli meşgul etti :) Şimdilerde de “Altın Kafes” büyük istek almaya başladı.. Klip düşünüyor musunuz bu şarkıya da? Klip tabi ki düşünüyorum ama şu donemde yapılan her şeyin suya yazı yazmak gibi olduğunu düşünüyorum onun için de öncellikle ben keyif almalıyım havaya gidecek şeyler yapmak istemiyorum.Her şey çok hızlı tüketiliyor..

-Bir röportajınızın başlığı “Emel Müftüoğlu yetenek avcısı mı ?” Devamını okuduğumuzda sorununun cevabının kocaman bir ”Eveeeeet ” olduğunu görüyoruz… İsterseniz siz bahsedin bu keşiflerinizden… Bu farklı bir duygu olsa gerek..Öngörü,6. his adı her neyse…. Bir şarkının sevileceğini ya da piyasa tabiriyle ”tutacağını” biliyor, hissediyorsunuz hatta kime yakışacağını bile.. Emel Müftüoğlu neden bir prodüksiyon şirketi kurmuyor peki..? Ben böyle bir söylemde hiç bulunmadım.. Sağolsun Hürriyet grubundan bir arkadaşım son zamanlarda kiminle röportaj yapsam hep Emel Müftüoğlu adı geçiyor herkes ilk Emel Müftüoğlu’na beste verdim ya da klip çektim ya da söz yazdım ya da vokal yaptım, klibinde oynadım demiş. Bu bir tesadüf de olabilir ya da biraz önce söylediğim gibi müzik yapmaktan keyif aldığımız dönemlerde daha seçici enerjik ve çalışkan olmaktan kaynaklanan bir durum olabilir .Şu anda televizyonlara program yapmak üzere bir prodüksiyon şirketimiz var ama müzik piyasası düzelene kadar albüme hayır!!

-Artık 10 şarkılık albümler yapmayacağınızı, maxi single tarzında çalışmalarla dinleyiciyle buluşacağınızı söylüyorsunuz.. Peki korsanla mücadelede hiçbir ilerleme olmuyor mu sizce… Ya da ülkemizde telif haklarının işleyişi hakkındaki düşünceleriniz neler? Hangi işleyiş doğru ki ülkemizde müzik olsun üstelik en hafife alınan meslek sektörü olarak ama insanlar bir gun müziksiz kalırlarsa o zaman hayatlarının ne kadar eksik ve anlamsız olduğunu görürler diye düşünüyorum..

- Birazda sahnelerde ekranlarda gördüğümüz Emel dışında, yalnız kaldığında evinde vakit geçiren Emel’den bahsedelim.. Kimleri dinler, neler okur, izlersiniz? Şebnem Ferah, Ceza, Akon, George Benson dinlerim bol film izlerim özellikle seyahatteyken kitap okurum.

Röportaj: Ahmet ERTEN | Hayat MÜZİK