Yeni Klipler : Gökhan Özen’den yeni klip: “İnkar Etme”

Gökhan Özen, “Resimler & Hayaller” isimli albümünün üçüncü klibini müziği kendisine, sözü Gökhan Özen ve Deniz Erten’e ait olan “İnkar Etme” şarkısına çekti. Resmi web sitesinde ve radyolarda yapılan anketler doğrultusunda “İnkar Etme” şarkısına klip çekmeye karar veren Gökhan Özen’e 18 yaşındaki Miss Fashion Tv Güzeli Patrisya eşlik etti. Murad Küçük’ün yönetmenliğinde çekilen klipte Gökhan Özen ile rol arkadaşı Patrisya’nın sıcak yakınlaşması çok konuşulacağa benziyor…

Büyük aşk sonrasında ayrılık acısı çeken bir çifti canlandıran ikilinin gerçeğe uygun görüntüler vermesi oldukça beğeni topladı. Rol aldığı diziler ile oyunculukta eleştirmenlerden ve izleyiciden tam not alan Gökhan Özen, klipte de oldukça başarılı bir performans sergiledi. Rol arkadaşı Patrisya ile de çok iyi anlaştığını belirten Gökhan Özen, “Bu şarkıya klibi sevenlerim istediği için çektim. Onların beğenecekleri gerçeklikten uzak olmayan güzel bir klip oldu” dedi.

Müzikteki başarısını oyunculukta da kanıtlayan Gökhan Özen, reklam filmi teklifleri almaya devam ettiğini söyledi. Artık reklamlara sıcak baktığını söyleyen Gökhan Özen, yer alacağı çikolata reklamından sonra bir telefon operatörü için de kamera karşısına geçeceğini söyledi. Görüşmelerin sürdüğünü söyleyen Gökhan Özen, “Benim hayat felsefem bir şeyi olmadan söylemektir. O yüzden anlaşma imzaladıktan sonra firmayı da reklam filminin konusuna da açıklayacağız. Ama kendinden çok söz ettirecek bir senaryosu olacak. Şimdiden sıkı durun diyorum” dedi. Gökhan Özen, yurtiçi ve yurtdışı konserlerine de devam ediyor.
Gökhan Özen: “İnkar Etme”

Müzik Haberleri : Işın’a 50 Cent’ten düet teklifi!

Dünyaca ünlü 50 Cent’in solisti Işın Karaca’ya düet yapma teklifinde bulundu. 50 Cent’in solisti Curtis Jackson, Işın Karaca’ya düet yapma teklifinde bulundu. Kendi çıkaracakları yeni single için Işın Karaca’ya menajerleri aracılığıyla düet teklifinde bulunan 50 Cent, kendi özel uçağı ile sanatçıyı Amerika’ya götürmeyi de önerdi. Hiç beklemediği bir sırada böyle bir teklifle karşılaşan ve oldukça sevinen sanatçı, yoğun iş programı ve mart ayında çıkarmaya hazırladığı yeni albümden sonra teklifine cevap vereceğini söyledi…
Işın Karaca

Röportaj : “Aşkta kurallarım yok evli birini sevebilirim…”(reyhan karaca)

6 yıl önce “Sevdik Sevdalandık” şarkısı ile büyük bir çıkış yapan Reyhan Karaca, 3.5 yıl süren müzik hasretini “İmza” adlı yeni albümü ile dindirdi. Müzikten uzak kaldığı dönemde sonu terk edilmekle biten bir gönül ilişkisi yaşadığını söyleyen Karaca, “Uzun süre depresif bir durumda kaldım. Toparlanmam zaman aldı ama şimdi iyiyim” dedi.
GÜVENİP ŞARKI VERİYORLAR

* Albüm çıkarmak için neden 3.5 yıl gibi uzun bir süre beklediniz? Bu süreç içerisinde şirket değiştirdim ve şarkı aradım. Genco Arı’nın işlerinin bitmesini bekledik. Biz dört ay içerisinde biter sandık ama olmadı. Bir şirketle anlaşmıştık. Daha sonra o sözleşmeyi feshettik ve albümü kendim yapmaya karar verdim.

* Herkes albümüne Yıldız Tilbe, Sezen Aksu ve Nazan Öncel’den şarkı alır. Siz kimlerden şarkı aldınız? Şarkı alırken isme bakmadım; beğendiklerimi aldım. Metin Özülkü’den 2 şarkı var. Çıkış şarkım Fettah Can’a ait. Zeynep Dizdar’dan da şarkı aldım. Eski albümlerden de iki parça var.
reyhan karaca
* Bir besteciden şarkı alırken dostluklar da çok etkili oluyor değil mi? Benim dostluklarım çok iyi. Bunun yanısıra çoğu besteci şarkıcılığına güvendiği insanlara şarkı veriyor. Benim de şarkıcılığım iyi olduğu için bana da güveniyorlar. Zeynep Dizdar kendi albümüne koyabileceği bir şarkıyı bana verdi.

* Bir dönem çok iyi bir satış grafiğiniz vardı. “İmza” ile eski başarınızı yakalayacak mısınız? Aslında “Sevdik Sevdalandık” albümü çok ses getirmesine rağmen, “Gidesim Gelmiyor” albümünden daha az bir satış grafiğine sahipti. Sonra sektörü düşüşüne rastladık; aşık oldum ve ayrıldım. Bu dönemi çok zor atlattım. Sonra şirketten ayrıldım ve bu da benden bir sene götürdü.

* Bazı insanlar ayrılıklarının ardından işlerine sarılırlar. Siz çok mu duygusalsınız? Bu eski bir ilişkiydi. Aşk nefrete dönüştü. Birbirimize saldırmaya başlamıştık. Sokaklarda birbirini tartaklayan iki insan olmuştuk. Ayrılmamızın üzerinden yıllar geçmesine rağmen hâlâ birbirimize hesap soruyorduk. Bu durumdan kopmam gerekiyordu ve depresif bir dönem yaşadım. Sonra benim çok daha saygı duyduğum bir ilişkim oldu. Albümle ilgili yoğunluktan dolayı onunla da kopmak durumda kaldık. O diziye başladı ve aynı ortamın içinde olduğumuz için dost kalmaya karar verdik.

* Ayrılma kararını siz mi verirsiniz? Hayır, ben terk edilene kadar bekliyorum. Takıntılı bir durumum var. Suyunu çıkarana kadar ilişkiyi sürdürüyorum. Bu bana çok zarar veriyor. Umursanmamak beni çok sinirlendiriyor. İlgi azalınca saldırıya geçiyorsun, kovaladığın zaman da karşındaki kişi kaçıyor. Hiçbir zaman kaçan olamadım. Asla “hayır” diyemiyorum.

* Hiç aldatıldınız mı? Böyle bir olaya şahit olmadım. Arkamdan yapıldıysa bilemem. Çok akıllıyımdır ama şu ana kadar hissetiğim bir şey yok.

* Şu anda hoşlandığınız biri var mı? Evet, var. Birbirimize açıldık ama şu an beraber değiliz. Çünkü imkansız bir aşk yaşıyoruz. Hayatlarımız buna el vermiyor. O da ünlü biri. “Ünlü biriyle beraber olamam” diyordum, bu da oldu. Artık kurallarım yok. Evli ya da bekar biriyle de olabilirim. Kendimi kısıtlamıyorum.

* Yeni ilişkinizle ilgili sorununuz nedir? Ünlü biri ve benim albümüm çıkarken böyle bir şey yaşamak istemiyorum. Şu anda olayı akışına bıraktık. Benim en güzel zamanlarımda yanımda oldu. Şimdi ben de onun en güzel zamanlarında yanında olmaya çalışıyorum. Beni çok iyi anlıyor. İleride ne olur bilemiyorum.

* Hoşlandığınız kişi futbolcu mu? Futbolcularla zekalarımız uyuşmuyor. Aslında futbolcu olup, çok zeki olan arkadaşlarım var. Ama “futbolcu” demek kulağa çok kötü geliyor. Onlar genelde mankenlerle birlikte oluyor. Zaten mankenleri tercih etmeye devam etmeliler.

* Sizin ilişki yaşayacağınız kişide aradığınız belli kriter var mı? Eskiden yakışıklı olsun diye düşünürdüm. Artık anladım ki; aynı dilden konuşmak gerekiyor. Ten uyumu ve bana saygı duyması çok önemli.

* Çok büyük bir değişim geçirmişsiniz. Estetik yaptırdığınız söyleniyor… Bacaklarıma ve kalçama silikon taktırdığımı söylüyorlar. Ancak hiç estetik yaptırmadım. Sadece saçımın rengini değiştirdim ve kaşlarımı kalınlaştırdım. Çok kilo verdim. Ama gazetelerde yine de kilolu gözüküyorum.

* Fotoğraflarda herhangi bir düzeltme var mı? Fotoğraflarımı çeken Cengiz Dikbaş’a sordum, sadece elbiselerdeki kırışıklıkları düzeltmiş. İnsanlar inansın diye fotoğrafların ilk halini göstereceğim!

* Kaç kilo verdiniz? Yağdan kaybettiğim için çok incelmiş gözüküyorum.

* Şu anda sektörün durumunu nasıl görüyorsunuz? Gülşen, Demet Akalın ve Hande Yener arasındaki tartışmalara Bengü de katıldı. Bu yaşananlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Bengü’nün bu tartışmalara katılmasını çok komik buldum. “Ben de buradayım” demek istemiş gibi. Ben Bengü’nün yeni halini çok sevmedim…

* “Bakkal şarkısı” polemiğine katılıyor musunuz? Hande “bakkal şarkısı” diyerek polemik yaratmaya çalışmış. Kendi yaptığına da bakması lazım. Türkiye bu yeniliğe açık mı? Sesi güzel ama Madonna gibi oldu. Madonna usta bir dansçı… Ama Hande’nin onun gibi olacak altyapısı yok.

* Sahne programına ilgi az olunca işi iptal olmuş… Birdenbire çok değişti ve sınırlarını zorluyor. Ben bir de Demet’in sınırlarını zorladığını düşünüyorum. Çok hırslı ama ses kapasitesi o kadar açık değil. “Çok iyi olacağım” hırsıyla dilini tutamıyor ve dostlarını kırıyor. Demet herkes hakkında konuştu. Ortaya bir laf atılıyor ve herkes ondan payını almaya çalışıyor.

* Kendine güvenini sık sık dile getiriyor. Sizce bu yanlış mı? Ağzı olan konuşuyor! Demet “iyi bir sesim var” diyor ama buna kim inanır ki? Polemik yaratarak gündemde kalıyor. Demet olmayacak bir şey başardı, ama şu anda yaptığı şımarıklık.

Kaynak: Sabah Gazetesi

Röportaj : Sertab: “Ben bir müzik arsızıyım”

Sertab erener
Sertab Erener, müzikteki 15. yılını 11 Eylül’de vereceği “Otobiyografi” konseriyle kutlayacak. Erener, yakında çıkacak olan “Painted On Water” isimli türkü albümüyle Grammy’ye aday olmak için başvurusunu yaptı…

Her yıl yaptığı albümlerle dikkatleri üzerine çeken popçu Sertab Erener, 11 Eylül’de Kuruçeşme Arena’da müzik kariyerindeki 15. yılını geride bırakacak. Operadan popa birçok müzik türünü kapsayan ses yeteneği ile tanınan Erener, hayranlarının karşısına çok özel bir repertuvar ile çıkacak. Demir Demirkan’la bir türkü albümü de hazırlayan Erener, “Alacağım” dediği Grammy ödülü için de başvuruyu yaptı.

ERENER’İN 15 YILI NASIL GEÇTİ?

Tek kelimeyle söylemek gerekirse: ‘Harika’! Ben ‘şanslı’ demek istemiyorum ama yaşadığım her şeyin sahibinin kendim olduğuna inanıyorum. Ne istediysem yaşadım. Pişmanlıklarım yok. Çünkü hepsinden bir şey öğrendim…

15. YIL KONSER KONSEPTİ NE?

Aslında 25-26 şarkılık bir repertuvar var. Ama bu parçaları olabildiğince elemeye çalıştık. Konsere konuk olacak sanatçıları şöyle düşünebilirsiniz; benle tanıştığınızdan beri bana emek vermiş insanları sahneye “şarkı söyleyelim” diye çağıracağım.

ONA EN ÇOK NE SORULUYOR?

Bana en çok sorulan soru: ‘Ne zaman evleneceksiniz?’ Ben de ‘Biz böyle mutluyuz’ diyorum. Bir de ‘Ne zaman çocuğunuz olacak?’ diye soruluyor. Kardeşim sana ne yaaa?

NEDEN BODRUM’DA YAŞIYOR?

Aslında biz Bodrum’a yerleşmek için gitmedik. Demir’le (Demirkan) “Painted On Water” isimli bir albüm çalışmamız var. Bu bir projenin başlangıcının ilk adımı. Bu albümün özelliği, bizim türkülerimizin dünyaya sunulması. Bizim türkülerimiz olağanüstü melodiler içeriyor. 2 aydır, binden fazla türkü dinledik. Kafamızı dinleyelim diye de Bodrum’a gittik. Öyle Türkbükü’nde değil, dağ başında yaşıyoruz.

GRAMMY İÇİN NE DİYOR?

“Grammy adaylığı” lafı çok iddialı bir söz ama iddiadan hiçbir sakınca gelmez. Bu albümün ona değer bir albüm olduğunu düşünüyorum. Yaptığımız bu albümün dünyaya sunulacak yeni bir keşif olduğunu hissediyorum. Bu kafada çok fazla üretilmiş proje yok! Grammy alınca, müziği bırakacağım gibi bir şey söz konusu değil. Bu benim için bir adım. Kendi bireysel yolculuğumda kendi olmazlarımı tamamen unufak etme hali… Bu iddialar birilerine değil, kendime bir şeyler gösterme halim.

RESMEN ADAY OLDU MU?

Başvuru için Grammy’ye üye olunması gerekiyormuş. Önce internet sitesindeki formları doldurduk. Bu; dünya üzerinde 7 bin kişinin oyladığı, 7 bin insana Grammy’ye aday olan albümlerin yollandığı ve herkesin dinleyerek eleyip puanladığı yapıda bir şey. Albümün konserlerini verip, promosyonunu yapabilirsek Grammy alabilir.

SERTAB NEREYE KOŞUYOR?

Ben bir dönem yapabileceğim birçok şey olduğunu keşfettim. Bu düşünce beni özgürleştirdi. Çünkü tekrardan sıkılan biriyim. Yeni olan her şeyde hayat var ve ben oradan besleniyorum. Sesimi bir enstrüman gibi kullanıyorum. Bu konuda illa sözlü bir dünyada sıkışıp kalmanın da bir alemi yok. Jose Carreras’la bir düet yapmaya kalktığımda gidiyorum, daha önce yaptıklarımı gözden geçiriyorum. ‘Tamam star olduk’ deyip, oturmak benim karakterime uymuyor. Risk almayı yeni adımlar atmayı seviyorum. Bana hiçbir şey yetmiyor. Ben bir müzik arsızıyım diyelim.

Alanis Morisset’e benzemiyorum…

“Ekşi Sözlük”te beni Alanis Morisset’e benzetiyorlarmış. Ama i-Pod’um’da bir şarkısı bile yok. Kendisinin ‘Jagged Little Pill’ isimli albümü 30 milyondan fazla sattı, orada ezberlediğim şarkılar da var ama böyle bir benzerlik söz konusu olamaz. “Ekşi Sözlük” de değerlendirmek isteyeceğim bir yer değil!

Ben Türkçe müzik dinlemiyorum. Dinlediğim müzikler daha çok sözsüz müzikler… Norah Jones, Cindy Luper, Joss Stone olağanüstü sesler… Bir de Demir’den (Demirkan) dolayı 10 yıldır tanıdığım rock grupları var, onları da dinlemeyi tercih ediyorum.

Demir’le projeyi konuştuk, yeni bir ekip kurduk

Ben bu konseri niye yaptığımın öyküsünü ve bu 15 yıllık süreci Demir’le konuştum. Bana o rejiyi ve öyküyü oluşturmakta çok yardımcı oldu. Şimdi çalıştığım başka insanlar var. Çünkü kocaman bir ekip kurmak zorundayız. O konserden sonra bu projenin DVD’si çıkacak. Türkiye’de bugüne kadar çıkmış dünya kalitesinde bir DVD yapma projesindeyim. O tip kayıtları yapabilecek ekipman olmasa da onları yurtdışından getirtiyoruz. Mesela yönetmenimiz Los Angeles’tan, senfoni orkestramız Bulgaristan’dan geliyor. Son derece enternasyonel bir ekip kurduk. Biraz tiyatro gibi düşünün; sözü, replikleri olmayan müzikal bir öykü gibi bir şey…

ASLI ÖRNEK GÜNAYDIN

Röportaj : Murat Boz: “Tek aşkım müzik”

Tarkan’ın vokalisti olarak tanınan Murat Boz: “Aşka küstüm! Özel hayata da işe olduğu gibi zaman ayırmak gerekiyor. Oysa ben aynı anda iki işle birden ilgilenemiyorum. O yüzden şu anda aşkım müziğim…”

Yakışıklılığıyla genç kızların kalbini fetheden Murat Boz “Maksimum” isimli albümüyle adından söz ettirmeye devam ediyor. 7 Mart 1980 yılında Karadeniz Ereğlisi’nde dünyaya gelen Boz, müzik yaşamına 1999 yılında Bilgi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde başlamış. 2003 yılında İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Temel Bilimler Bölümü’ne girmiş. Boz müzik yaşamını ve özelini anlattı.

* Sahnelerle tanışmanız nasıl oldu?
-1998 ve 99 yıllarında ‘Rapsodi’ diye bir grubumuz vardı. O zamanlar Bağdat Caddesi’nde ‘Pizza Pina’da sahne alıyorduk. Para kazanmaya orada başladım. Orada kazandığım deneyimler beni bugünlere getirdi diyebilirim. Bunu yeni yeni fark ediyorum.

* Daha sonra neler yaptınız?
-Bilgi Üniversitesi’nde okurken Emel Müftüoğlu’na vokal yapmaya başladım. 5 yıl Tarkan’la çalıştım. 2001-2006 yılları arasında Tarkan dışında kimseyle çalışmadım. Arada, arkadaşım olduğu için Burcu Güneş’le sahnede şarkı söyledim. Onun dışında çeşitli albümlerde vokal yaptım.

* Bu albüm nasıl doğdu?
- Ozan Çolakoğlu, “Sana albüm yapalım” dedi. Biz ilk albüm yapacağız dediğimiz zamandan bu yana 5 yıl geçti. En zor kısım repertuvar oluşturma aşamasıydı. Albümün tarzına Ozan ile birlikte karar verdik. Ben nasıl müzik dinlemeyi seviyorsam, o tarzda bir albüm yaptık. Biraz klasik olacak ama hoşuma giden her tür müziği dinlerim ve bu albümde de neredeyse hoşuma giden her tarz şarkı var. Alaturka ezgili parçaların yanında rap, pop ve R&B tarzı şarkılar da var. Benim müzikal zevkim bu albüme tamamen yansıdı. AŞKI BULAMADIM BEN…

* Yakışıklı olmanızın bu kadar kısa sürede tanınmanızda etkisi var mı?
-Sadece fiziğin düzgün olması da yetmiyor, sahne eğitiminizin olması lazım. Dünyada da bu böyle. Ses ve fizikle birleşirse kesinlikle güzel sonuçlar doğuruyor. O da bende var. Ama bunun yanında işinizi de iyi yapmanız lazım. İkisi dengede olduğu sürece başarı geliyor.

* Günlük hayatınızda neler yaparsınız?
- Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, benim 3-4 yıldır özel hayatım neredeyse hiç yok! Kendime bile zaman ayıramıyordum. Hemen hemen her günümü stüdyoda geçiyorum. Diğer zamanlarda da spora gidiyordum. Önümüzdeki dönemde de Viyana, Amsterdam, Münih, Ankara, Antalya, Eskişehir gibi yerlerde konserlerim var. Bu yüzden kendime zaman ayıramıyorum ama bu durumdan da şikayetçi değilim. Aslında çok duygusal bir insanım. Duygularımla varım. Aşk hayatım herhalde bir 3 yıldır bitmiş vaziyette. Zaten, ‘Aşkı bulamam ben’ diye çıktım ortaya.
Murat Boz
* Bundan sonra bulacak mısınız?
- Bilmiyorum… Aramıyorum da. Küstürdüler beni aşka. Belki de bulurum. Zaman ayrılması gereken bir konu bu. İşime verdiğim emek gibi ilişkiye de çaba sarf etmek gerekiyor. Aşka da zaman lazım… Oysa ki ben aynı anda iki işle birden ilgilenemiyorum. O yüzden şu anda aşkım müziğim.

(Marie Claire)

Röportaj : “Artık daha olgun, tebessümlerde daha cömert…”(Bendeniz)

Bendeniz’i diğer popüler kültür sanatçılarıyla aynı kefeye koyamadık hiç bir zaman… Farklı tavrı ve tarzı ile 19 yaşındayken, daha işin çok başındayken de bu farkı hissettirdi çünkü… Sanatçı aradan geçen 14 yıl sonra bugün yine o bildiğimiz farklı tavrı ve tarzı ile bizlerle… Ancak ;albüm manifestosunda belirttiği gibi “artık daha olgun… Tebessümlerde daha cömert…”

Bendeniz, kariyerinin 10. albümü “Değiştim” ile aylar önce müzikseverlerle buluştu. Önceki albümden bu yana yine aşık oldu, yaşadı, hisetti ve dinleyicisiyle paylaştı. Bendeniz aylar sonra ilk röportajıyla, suskunluğunu “Ahmet Erten’le Müziğe Dair” için bozdu.

AE: -1993 yılında “Ya Sen Ya Hiç” ile başlayan bu müzikal yolculukta bugün 10. albümünü dinleyiciyle buluşturmuş bir Bendeniz görüyoruz… Bendeniz bu 14 yıllık zaman diliminde hep üretti, yaşadıklarını tüm samimiyetiyle satırlara döktü, paylaştı… Çok sorgulandı, çok konuşuldu… Ama hep bir adım geriden bakmayı tercih etti… Senin de albüm manifestosunda ifade ettiğin gibi; Bendeniz hep sıradışı renklerini bir tebessümün arkasına gizledi.Ve bütün bu geride durmaya rağmen hep seni anlayan bir kitle oldu. Biraz sevenlerinle kurduğun bu ilginç bağdan bahseder misin?

B: Her sanatçıya nasip olmayan bır bağ bu onlarla benim aramda. Kesin bir samimiyetle verdiğime inanıyorum duygularımı sarkılarla. Onlar da bunu yakalıyolar. Ve sanırım benim güçlü kadın görüntümün altındaki o çok duygusal naif kadını da hıssediyolar. İkisinin bir arada olması onları etkiliyor… Çünkü bu durum tarzımda ve şarkılarımnda bir bütün…

AE: -Hepimizin çok özlediği, Türk popunun o en ateşli dönemini yaşadığı 90′lı yıllardan söz etmek istiyorum biraz Deniz… Sen de o dönemin başı çeken, önde gelen isimlerindensin zira. Akustik albümlerin rağbet gördüğü, yapaylıktan uzak işlerin ağırlıkta olduğu o dönem yerini bugün bambaşka bir sürece bıraktı. Bu değişimi neyle bağdaştırıyorsun? Sence dinleyicinin talepleri mi değişti yoksa başka etkenler mi müziği buraya getirdi?

B: Dinleyici üretici diye bir ayrım yapmak istemıyorum. Dünya değişiyor. Duygularımız coskusunu yitiriyor ve bu durum en cok sanatı ve sanat yapan kişileri vuruyor. Koruyabilene duacı olmak lazım. Sokakta herhangi bir şeye baktığınızda da bunu gözlemleyebilirsiniz. İnsanlardaki o güzel duygular yerini baska şeylere bırakmaya başladı. Ve bu da dinledikleri, istedikleri müziği de etkiliyor. Ve yapanları da tabiki. Biz duygusal bir çocukluk genclik gecirdik her tadı damakta. O duygularla 90′lı yıllarda o tadlarda müzikleri yaptık. Ama simdi üretenlerde bu duyguyu çok fazla aramıyorum ben. Çünkü bulması zor. İş başa düşüyor deyip tarzımızı korumaya çalışıyoruz. En başta ben böyle yapmaya çalışıyorum. Bundan sonra sadece akustik albümler yapmaya çalışacağım…

AE: -Söz yazarı ve bestecilerin en çok yakındıkları konuların başında ülkemizdeki telif yasalarının yetersizliği geliyor. Albümdeki şarkılarının neredeyse hepsinin sözü ve müziğinin altına imzasını atan bir “üreten” olarak senin ülkemizde telif yasasının işleyişi ile ilgili görüşün nedir?

B: Asla doğru işlediğini düşünmüyorum. Sanatçıları bu yönde makine gibi kullanmayı ve aptal yerine koymayı bırakacakları günü sabırla bekliyoruz…

AE: -Yine çok tartışılan konulardan birisi de müzik kanallarının sanatçılara uyguladığı ambargolar. Keyfi olarak bir sanatçının klibinin yayınlanmaması ya da sadece para unsurunu kullanarak gün boyu televizyonda kliplerini izlediğimiz isimler nedeniyle yaşadığımız ekran kirliliği sektöre darbe vuran faktörlerden. Sen bu tip sıkıntıların sıkça yaşandığı günümüz piyasasında bu gibi sıkıntılar yaşamıyor musun?

B: Herkes kadar biz de bazen nasibimizi alıyoruz. Farkında oluyoruz bazen. Bazen de olamıyoruz. Ama bu ülkede cok şeyin değişmesi gerekıyor. Sadece o konu da değil… Müziğe başlanılan noktadan sonrasında kadar izlenilen tüm yollar yanlış. Çoğu yapımcı bu işi bilmeden yapıyor. Çoğu prodüktörün müzikle alakası yok. Sanatçı diye cıkan bır sürü gereksız varken sadece medya kuruluşlarına yuklenmemek lazım. Yalnızca artık değerini ispatlamıs sanatçıları ayırmaları ve gözleri gibi bakmaları lazım. Her zaman gelmeyecekler. Ve sayıları her gün azalıyor. Bu da Türkiye’deki müzik için çok dezavantaj.

AE: -Onno Tunç, Murat Yeter, Ozan Çolakoğlu, İskender Paydaş, Garo Mafyan… 90′lı yıllar dönemi Bendeniz albümlerinde geniş yelpazeli bir aranjör listesiyle karşılaşıyoruz… 2000′li yıllarda ise tercih ettiğin isim genellikle Suat Aydoğan oldu. Bu birliktelik devam edecek mi, yoksa önümüzdeki albümlerde dönem dönem eskiye dönüşler olacak mı?

B: Suat Aydoğan akıllı bir aranjör her şeyden evvel. Ben zeki insan severim. Son zamanlarda yaptığı işleri de begeniyorum ve rahat çalıştığım bir arkadaşım. Yıne albümlerimde Suat’la çalışmayı düşünüyorum. Ama belki parçalara göre bır dağılım da yapmam gerekebilir. O zaman 2-3 aranjör kullanabilirim… Tamamen tarzla alakalı. Ne besteler çıkacak henüz bilmiyorum.

AE: -Kimi sanatçılardan türkü albümleri, kimilerinden best of, kimilerinden ise ingilizce albümler beklenir… Senden ise sadece slow şarkılarından oluşan bir akustik albüm bekliyor sevenlerin. Hatta böyle bir düşüncen de vardı. Bu projenin hayata geçeceği tarih belli mi?

B: Böyle bir projem var evet. Düzenlemelerini de kendim yapacağım. Tamamen akustik ve sürpriz bir zamanda gelecek haberleri olmayacak:) Bonus albüm gibi hediye onlara benden… Hakediyolar!

AE: -Veee. Yurtdışı mevzusu. “Zaman” albümünden bu yana Faudel, Amel Hejazi, Myriam Fayes gibi pek çok Ortadoğu asıllı isime beste verdin… Türk basınında bu başarı çok geniş yer bulmasa da Ortadoğu bununla oldukça ilgilendi. Söz konusu şarkılarına klipler çekildi, duyuldu. Bu ilgiyi neye bağlıyorsun? Ve kısa vadeli yurtdışı planları gündemde mi?

B: Yurtiçi olsun yurtdısı olsun bu sene beste çalışmalarına farklı bır yön vereceğim. Ürettiklerimi pek paylaşmadım. Ama yurtdışında seslendirildiğinde çok büyük keyif aldım. Özellikle yurtdışı pazarına bu yönde bır el atacagım. Zamanı geldi…

AE: -”Aşk Yok Mu Aşk” ve “Değiştim” albümlerine Prodüktör olarak da Bendeniz imzasını attın. Önümüzdeki dönemlerde kendi prodüksiyon firmanı kurmak, kendi albümlerine ve yeni isimlere yapımcılık yapmak gibi de bir düşüncen var mı?

B: Var olma olasılığı da yüksek. Çünkü çoğu yapımcı beni anlamıyor bu kesin. Beni anlamalarını da beklemıyorum gerçi. Sadece işlerini yapsınlar. Kendi görevi hariç herkes herşeye karışıyor burada. Sanatçıya bakışı değiştirmeleri lazım. Tabii karsılarındaki gercekten yaratıcı ise. Diğerlerini de bir yere getiricem diye zaman harcamasınlar. Daha çok kirlilik yaratıyolar…

AE: -Spiritüel konulara ilgin yakın çevrence biliniyor :)) Bunun yanında dönem dönem köşe yazarlığı da yaptın. En son “derki.com”da yazıların oldu. Müzik bir yana, bu yönünü de geniş kitlelerle paylaşmak gibi bir projen var mı?

B: Daha ağırlıklı bu tarz kitaplar okurum. Parapsikoloji çocukluğumdan beri beni çeker. Deli miyim acaba :)) Ama meraklıyım bu konulara. İleride bir korku filmi yazıp yönetmeyi düşünüyorum bu konularla alakalı. Çok başarılı olabileceğimi sanıyorum. Umarım öyle bır fırsatım olur.

AE: -Günlük hayatta, evini ve arkadaşlarla vakit geçirmeyi çok seven birisin. Biraz günlük hayatından bahsedebilir miyiz? Mesela korku filmi tutkundan :) izlediğin seyrettiğin filmler, diziler ve rutinlerin…

B: Ben ev yaşantısını severim ama burada yaşamasaydım eğer sanıyorum ki sosyal yaşantım daha farklı olurdu benim. Ben doğayı, gezmeyi, spor yapmayı cok severim. Herşeye olanak ve zaman bulamıyorum burada. Bulsam da beni rahatlatmıyor. Zevk aldığım şeyleri paylaşabileceğim ortamları burada yaratabilmem “Bendeniz” olarak zor oluyor. Ama üstüne gideceğim biraz. Çünkü sanırım uzun süre buradan çıkış yok. En azından Allah ömür verirse 40 yasına kadar burada kalıp bu işi hakkıyla yapmayı düşünüyorum. Ama hiçbişey için söz de veremem :) Köpeklerimle vakit geçirmeye bayılırım. Balık tutmaya da. Play station oynamaya da. İçimde koca bir çocuk var…
Röportaj: Ahmet ERTEN

Röportaj : Sıla: “Eli testereli kadınım”

Yedi yıldır Kenan Doğulu’nun vokalistliğini yapan Sıla, sonunda ilk albümünü çıkardı. Sıla’nın en büyük destekçisi ise elbette Doğulu oldu. Kenan Doğulu’dan “O çok pozitif bir insan ve çok iyi bir müzisyendir. Dönem dönem Emre Altuğ ve Zeynep Casalini’ye de vokal yaptım ama Kenan’ın yanından hiç ayrılmadım” diye söz eden Sıla, tarzı hakkanda ise şunları söylüyor: “Albümün çok değişken bir ruh hali var. İçinde pop da bulunuyor, rock da, rap de… Hepsinden önemlisi albümde öne çıkan sound elektronik.”

Yedi yıldır Kenan Doğulu’nun vokalistliğini yapan Sıla, artık kendi kanatlarıyla uçacak. “…dan Sonra” adlı ilk albümünü çıkaran genç şarkıcı, “Haksızlığa hiç gelemem. Amazon kadını gibi savaşçı bir yapım var. Zaten ilk klibimde de testereli kadın oldum. Koltukları, her yeri kestim, doğradım. Testere 5 filmini ben çekeceğim bu gidişle…” diyor.

Öncelikle Sıla kim? Kendisini biraz tanıyalım…
- Denizli doğumluyum. Ortaokul ve liseyi İzmir’de anneannemin yanında okudum. Yedi yılım orada geçti. Ortaokul ve lise yıllarında müzik korolarında yer aldım. Liseden sonra opera ve şan dersleri alınca İstanbul maceram başladı. İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı’na girdim ama bu bölümde ancak bir yıl okudum. Daha sonra Bilgi Üniversitesi’nde caz dersleri almaya başladım. Bilgi’deki ikinci yılımda Kenan Doğulu ile çalışmaya başladıktan sonra da üniversiteyi bıraktım.

Kenan Doğulu ile nasıl tanıştınız?
- Cem Öcal arkadaşımdı. 2000 yılında onun yardımıyla Kenan Doğulu’nun ekibine girdim.
Sıla
Birazda albümden konuşalım…
- Dört yıldır albüm için Ozan Doğulu prodüktörlüğünde Murat Yeter, Nedim Ruacan, Efe Bahadır, Mustafa Ceceli ile birlikte çalıştık. Albümdeki birçok şarkının sözü bana ait. Gözde Kansu ile beraber bir parçam var. Onun dışında Yalın’ın bir bestesi var. Ozan Doğulu’nun çıkış şarkısı “…dan Sonra” var. Ve en önemlisi Sezen Aksu’nun hediyesi “Töre” parçası yer alıyor albümde. Kısacası çok içime sinen bir albüm oldu.

“…dan Sonra” şarkısı neyi anlatıyor?
- Bu şarkının müziği Ozan Doğulu’ya, sözleri ise bana ait. Çıkış ve ilk klip parçamız aynı zamanda. Bir rap havası var içinde. Agresif bir şarkı. “Soldan kalktım bu sabah olamaz mı!” diye başlıyor. Özgüven sahibi ama herkes gibi hayatın olan biteninden yorulmuş, sıkılmış bir kadını anlatıyor. Hepimizin kırılgan, agresif, mutlu, sinirli, nahif ruh halleri vardır. İşte bu şarkı tüm bu ruh hallerini yansıtıyor.

Sizin nahif bir kadın olduğunuzu düşünemiyorum.
- Aslında evet, hiç nahif olamadım. İçimdeki fırtınaları hiç bastıramadım. Haksızlığa hiç gelemem. Amazon kadını gibi savaşçı bir yapım var.

Klibinizde eliniz testereli bir kadın olmuşsunuz… Kenan Doğulu’da rol almış öyle mi?
- Evet, testereli kadın oldum ve çok eğlendim. Koltukları her yeri kestim, doğradım. Kenan var, ben varım. Deli bir kadın var. Daha ne olsun… Testere 5 filmini ben çekeceğim bu gidişle (gülüyor).

Tarzınız pop mu?
- Albümün çok değişken bir konsepti yok. Ben yaptığım müziği adlandırmak istemiyorum. Çünkü albümde Ege havaları da var, pop da, rock da, rap de var. Hepsinden önemlisi albümde öne çıkan sound elektronik. Yani albümün değişken bir ruh hali var, tıpkı benim gibi.. Her şeye anlam yüklemem ben. Ama şarkı söyleyen ve yazan kadın olmak istiyorum ölene kadar.

İkizler burcu musunuz?
- Evet (gülüyor)… Tam İkizler burcuyum. Değişken bir ruh halim var. Sabahları mutlu kalkıp, güne mutsuz devam ederim. Gün içinde delirdiğimi de çok bilirim.

Kaç yaşındasınız?
- 27 yaşındayım. 30′lu yaşlarımı iple çekiyorum çünkü çocukluğumdan beri olgun bir yapım var.

Kenan Doğulu’yla çalıştığınız dönemi anlatır mısınız?
- Kenan çok pozitif ve olumlu bir insandır. Çok iyi bir müzisyendir her şeyi çok güzel izah eder. Dönem dönem Emre Altuğ ve Zeynep Casalini’ne de vokal yaptım ama Kenan’ın yanından hiç ayrılmadım.

“Sıla” dizinin jenerik müziğini yaptınız ve adınız da Sıla. İlginç bir rastlantı…
- Evet ismim Sıla. Dizinin jenerik müziğini ben yaptım, çok beğenildi. Sezen Aksu da bu jeneriğin üzerine “Töre” şarkısını yaptı.

Röportaj: Dilek DALLIAĞ - Kelebek